MTB Academia

Gerçek

Bize göre, yani beş duyu algımıza göre, içinde yaşadığımız bir evren; ve gene bize göre küçük, büyük sonsuz alemler mevcuttur. Ancak bütün bunlar hep, gözümüzün algı kapasitesine göredir.                                                                                                                                                                Oysa, içinde bulunduğumuz mekanı alsak,  milyarlarca defa büyütme kapasitesi olan bir elektron mikroskobunun altına koysak. Ve sonra da mikroskopta, az önce içinde bulunduğumuz mekana bir baksak. Ne göreceğiz?                                                                                                                                                      Bir milyar defa büyüdüğünde cismi değil, o cismin atom bileşenlerini görürüz. Altmış milyar kere büyüdüğünde... Gözümüzdeki algısında bütün insanlar, eşyalar, koltuklar, ortamdaki tüm cisimler tamamıyla kaybolacağı için beynimizin algısı da değişecektir.                                                                                   Ve şöyle bir çığlık atacağız;  “Aaa, burada hiç bir şey yokmuş. Şuraya bak, sadece atomlardan, onların çevresinde dönen elektronlardan başka  bir şey yokmuş! Peki nereye gitti bunca insan, eşya”  Şimdi bunu algılayan beyin, mikroskoba bakmadan evvel, burada insanlar ve eşyaları algılayan beyin değil miydi? Beyin aynı beyin de, değişen; algılamaya gelen ek kapasite. Beyin önceki algılamasına göre gördüğünü insan olarak algılarken; algılama kapasitesi değiştiğinde, bu hükmü atomlardan, çekirdek etrafında dönen sayısız elektronlardan başka bir şey yok şeklinde algılamaktadır. Peki,  biz bu elektron mikroskobu sayesinde algıladığımız (gördüğümüz) gibi yaşasaydık, bugün var zannettiğimiz şeylerin mevcudiyetinden bahsedebilecek miydik?  Yoksa, üzerinde yaşadığımız dünyanın, evrenin ve algıladığımız her şeyin, atomların bileşmesinden meydana gelmiş tek bir yapı olduğunu mu savunacaktık? Altmış milyar büyütme kapasitesine sahip bir elektron mikroskobu yerine on trilyon defa büyütme kapasitesine sahip bir elektron mikroskobu ile evrene baksaydık; atomlardan, çekirdek etrafında dönen sayısız elektronlardan söz edebilecek miydik?  Yoksa, algılayacağımız; her an her yerde gözüken fotonları oluşturan kuantların (atom altı boyut “kuantum” alan) mevcut, bölünmez, parçalanmaz, sonsuz, sınırsız TEK görüntüsü mü olacaktı?                                                                                   

Gerçekte, mevcut olan bölünmez, parçalanmaz, sınırsız-sonsuz olan TEK'tir!. AHAD' dır. Eşi, misli, benzeri, mikro ya da makro alanda kendisinden başka hiçbir şey olmayan ALLAH’ tır..!                                    

Ancak biz, beş duyu ile sınırlı algılama kapasitemizden dolayı, o TEK yapıyı çok parçalardan oluşmuş bir bütün gibi algılama yanılgısındayız. Çünkü, beynimiz beş duyu algımıza göre hüküm vermektedir. Beyin, beş duyunun sınırlı değerlendirme kapasitesine kayıtlı olmasaydı. Algıladığının dışında daha nelerin var olduğunu fark edebilseydi. Onların ve kendinin derinliklerine doğru, boyutsal bir seyahat yapacak, ve evrensel öz ile karşılaşacaktı. Ve benliğinin evrensel "öz" içinde yok oluşunu fark edecekti.                                                                                                                                                                                

Ve Hz. Muhammed'in açıkladığı “ALLAH”, “AHAD” tır ı anlayacaktı.                                                                         

Sınırsız – sonsuz,  zerrelere ayrılmaz olduğuna göre; O'nun varlığı yanı sıra, var olabilecek ikinci bir varlık, hangi mekanda, hangi boyutta,  hangi başlangıç noktasında ya da bitiş noktasındadır.

"AHAD ALLAH" dışında var kabul edebileceğimiz ikinci bir varlığın, TANRI' nın yeri nerededir?

“ALLAH”ın içinde mi, yoksa dışında mı?

Gerçek